27 Temmuz 2012 Cuma

Kinyas





Annemin dizlerine başımı koyduğumda, gözlerinden yanağıma damla düşüyor.


Yüreğime, ne olduğunu bilmediğim, annemin yaşlarını bırakıpta ona anlam vermek için de çabalamayacağım bir dert düşüyor.
Başımı kaldırıp bakamıyorum. Korkuyorum çünkü.
Bilmek, öğrenmek incitiyor bazen. Bir olayı, bir huyu, bir adamı, bir ölümü, bir derdi bilmek... 
Pişman oluyorsun onu görmek için enerjini, yüreğini tüketene kadar çabaladığına. 


Bir kitap açıyorum. Herhangi bir sayfasını.. Gözüme çarpan ilk cümle, yüreğime de çarpıyor.
"Ölümü yazmak için ölmek gerekiyor" diyor Kinyas..
Sonra bunu kalemime ve böyle şeyleri not aldığım defterime de çarpıtıyorum.


Siliyor yanağıma düşmüş damlayı.
Sonra devam ediyor anneliğini hiç bozmadan okşamaya saçlarımı.





25 Mayıs 2012 Cuma

Kafalar ütüde.

Aşk sanki..


Belki de tam anlamıyla  kendinden vazgeçip aşığının istediği şekle bürünmekten öteye geçmiyor.
Vakit vakit vakit sonra alışıyor yavaş yavaş.
Ve kendine dönüyorsun artık.
Ne isen onu gösteriyorsun.


Sonrası ise..
'Ne sen sor ne ben kafa ütüleyim' oluyor.


Öyle değil mi ?